ANTALYA GEZİLECEK EN GÜZEL YERLER

Türkiye’nin en popüler turistik noktalarından biri olan Antalya’da gezilecek birçok yer var. Sizler için hazırladığımız Antalya gezilecek yerler listesini oluşturduk. Oldukça uzun plajı ile dünyanın dört bir yanından pek çok turisti çeken Antalya’da deniz tatili için çok güzel plajlar bulmak mümkün. Doğal alanlar ve tarihi alanlar  etkileyici ve gördüğünüze değecek. Yani seyahat amacınız ne olursa olsun Antalya’da yapacak bir şeyler bulabilirsiniz.

Antalya’da Gezilecek Görülecek Yerler

Antalya, ilçeleriyle olduğu kadar şehir merkezi ile de görülmeye değer bir yerdir. Şehir merkezinde yapılacak gezilerin çoğu Muratpaşa ilçesi sınırları içerisinde kalan Kaleiçi ile başlıyor. Deniz ve kara surları ile çevrili şehir merkezinin bir başka adı olan Kaleiçi, renkli atmosferiyle ziyaretçilerini ağırlıyor. Antik Yunan’da “büyük dağ” anlamına geldiğine inanılan Olympos Antik Kenti veya rafting başta olmak üzere doğada birçok aktivite yapabileceğiniz Köprülü Kanyon, şehir merkezinden uzaklaşmak isteyenler için önerilebilir. Bunların dışında Antalya’da birçok yer size hem doğanın hem de mitolojinin mutlaka görülmesi gereken yüzlerini sunacak! Antalya’da gezilecek yerleri sizler için listeledik.

Antalya gezilecek yer

Tarihi dokusuyla doğa harikalarından biri olan Olimpos, Antalya’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Aynı zamanda tanrıların şehri olarak da bilinir. Olympos kelimesinin anlamı eski Yunancada “büyük dağ” anlamına gelmektedir. Dünyada yirmiden fazla dağ ve tepe bu adı taşıyor ve bazılarının yakınındaki kasaba ve şehirler de bu adı taşıyor. Olympos, eski Likya uygarlığının en önemli kentiydi. M.Ö. Şehir korsanlar tarafından ele geçirilmiş olsa da Romalı Komutan Servillius, MÖ 78 yılında şehri korsanlardan arındırarak Roma topraklarına katmayı başarmıştır. Korsanlardan Zeniketes burada adeta bir korsan krallığı kurdu. Kral Zeniketes Roma ile savaşı kaybettiğinde kalesini yakarak kendisini ve ailesini öldürdü. Büyük İskender’in fethinin ilk günlerini Olympos’a yakın liman kenti Phaselis’te geçirdiği biliniyor. O dönemde Olympos şehrinin kurucu tanrısı olarak anılan Hephaistos için burada festivaller düzenleniyordu.

Olimpos (Olympos) şehri, 15. yüzyılda Osmanlı donanmasının Doğu Akdeniz’e hakim olması ve Osmanlıların eline geçmesi üzerine terk edilmiştir. Önemli tarihinin yanı sıra ünlü bir plaj haline gelen Olimpos, hala yaşayan bir tarihi şehir gibidir. Olympos, Türkiye’nin güney kıyı şeridini de içine alan Antalya kenti Olympos-Bey Dağları Milli Park’ın bir bölümünü oluşturmaktadır. Bey Dağları, Toros sıradağlarının batı kanadında yer alır. Karlı tepelerden aşağı inerken, yemyeşil çam ve sedir ağaçları arasında Akdeniz’in turkuaz rengi görülebilir.

Olympos-Antalya
Olimpos nerede
Aspendos Antik Kenti

Belkıs olarak da bilinen Aspendos, Antalya’nın Serik ilçesinde bulunan antik bir şehirdir. Antik tiyatrosu ile ünlü olan şehir, MÖ 10. yüzyılda Akalar tarafından inşa edilen zengin bir yerleşim yeridir. Tüm ihtişamıyla günümüze ulaşan tiyatro, 2. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilmiştir. Biri büyük diğeri küçük iki tepe üzerinde bulunan Aspendos, bugün her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir. Kent önemli bir ticaret yolu üzerinde bulunduğu için tarih boyunca hakimiyet arzulanan yerler arasında adından söz ettirmiştir. Bugün müze olarak ziyaret edilebilecek Aspendos’u ziyaret etmediyseniz vakit kaybetmeden bir gezi düzenlemelisiniz.

Açık hava tiyatrosu, Aspendos’un en sağlam şekilde ayakta kalmış yapısıdır. Aspendos şehri, bölgenin en büyük nehirlerinden Köprüçay’a yakın bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Büyük İskender, M.Ö. 460 yılında şehre hakim olmuştur. İskender’in ölümünden sonra şehir Ptolemy’nin egemenliğine girdi.

Tarih boyunca görenler tarafından sevilen şehrin en büyük ekonomik kaynağı, pamuk tarımında kullanılan ve yakındaki Kapria Gölü’nden çıkarılan tuzdu. Tuz, bağcılık ve dolayısıyla şarapçılıktan sonra zeytin ve zeytinyağı ile diğer tahıl ürünleri ve yaş meyveler kentin diğer ihraç ürünleri arasında yer aldı. Aspendos’ta yetişen atlar, Akdenizin en beğenilen atları idi. Ekonomiyi canlı tutan bir diğer unsur ise kilim ve benzeri ürünlerin yanı sıra limon ağacından yapılan mobilyalar oldu. Bu ürünler, Roma ve diğer Akdeniz şehirlerinin aradığı hediyelik eşyalardı.

Şehir, Bizans ve Selçuklu dönemlerinde de varlığını sürdürmüştür. Tiyatronun dış cephesindeki anıtsal kapının uzantısında ve cephedeki kırmızı “z” şeklindeki sıvı kaplamada Selçuklu döneminin izlerine rastlanmaktadır. Selçuklu Devleti eserlerde koruyucu bir politika izlediği için padişahların kaldığı ve kervansaray olarak kullanıldığı sahne binası günümüze kadar gelmiştir. Atatürk, 1930’da Aspendos’u ziyaret etti ve restorasyonu için talimat verdi.

Aspendos antik Kenti Antalya
Aspendos antik Kenti- nerede

Aspendos Antik Tiyatrosu

Aspendos Tiyatrosu, antik kentin en önemli yapılarından biri olarak günümüze ulaşmıştır. Tiyatronun yapımına 138 yılında başlanmış ve 164 yılında tamamlanmıştır. Tiyatronun mimarı Aspendoslu Theodoros’un oğlu Zenon olarak bilinmektedir. 12 bin kişilik amfi tiyatronun yanında bir bazilika var. Açık hava tiyatrosu hakkında da bir efsane var.

Efsaneye göre Aspendos kralının güzel bir kızı vardır. Herkes bu kızla evlenmek istiyor. Son olarak kral, halk için en güzel eseri kim yaparsa kızını onunla evlendireceğini duyurur. Bu duyuru ile iki ikiz kardeş en iyisini yapmak için harekete geçer. Kardeşlerden biri, uzak ve zorlu yollardan geçerek şehre su taşıyan su kemerleri yapar. Diğeri tiyatroyu yapıyor. Kral iki esere bakar ve kızını su kemeri yapımcısına vereceğini ilan eder. Zenon daha sonra tiyatroda kral için bir oyun oynar. Tiyatronun üst basamaklarında yürürken “Kral kızını bana vermeli” diye bir fısıltı duyar ve tiyatronun akustiğinden çok etkilenir. Ne yapacağını bilemeden büyük bir kılıçla kızını ikiye böler ve iki kardeşe verir.

Tiyatro, günümüzde konserlere ev sahipliği yapan tarihi bir güzellik olarak kullanılmakta ve müze olarak ziyaret edilmektedir. Antik kent ve çevresi sit alanı olduğu için öğle yemeği molası verebileceğiniz bir yer olmadığını hatırlatmakta fayda var. Serik ilçesinde köylü kadınlarının yaptığı el yapımı krep ve kekleri atıştırarak yolunuza devam edebilirsiniz.

Beldibi Mağarası

Beldibi Mağarası, Antalya’nın Kemer ilçesine bağlıdır. Antalya-Kemer sahil yolunun 40. kilometresinde, Çamdağ tüneli çıkışında bulunan bir kaya sığınağıdır. Denize yüz metre mesafedeki mağarayı yıl boyunca çok sayıda turist ziyaret ediyor. Alt ve üst mağara olarak ikiye ayrılan mağarada sığınaklar bulunmaktadır. Bu barınakların duvarlarında dağ keçisi, geyik gibi hayvanların resimleri görülmeye değer. Tarihin izlerini taşıyan bu mağaranın doğal güzelliği ve tarihi yüzü hayranlık uyandırıyor. Doğal tahribattan büyük ölçüde zarar gördüğü için, içindeki dolgu tabakaları yağmur suyu ve rüzgarla sürüklenmiştir.

Beldibi Mağarası, Antalya bölgesinin ikinci önemli Prehistorik merkezidir. Burada, tümü Mezolitik kültürleri içeren 6 katman bulundu. Yerli ve yabancı turistlere her zaman açık olan bir arkeolojik sit alanıdır. Beldibi Mağarası’nda bulunan malzemelerle Mezolitik Çağ’ın seramik ve seramik olmayan kısımları en iyi biliniyor. Çakmaktaşı aletleri, çanak çömlek, aşı boyası, kayaların üzerine  hayvan figürleri ile ilgi çekicidir. Buluntular arasında beyaz kireçtaşı ve deniz hayvanı kabukları, iyi pişirilmemiş tavlanmış hamur parçaları, dar ağızlı kaplar ve çeşitli biçimli kulplar bulunmaktadır.

Beldibi Mağarası’nda yaşamın binlerce yıl sürdüğü buluntularda açıkça anlaşılıyor . Antalya merkezden Beldibi Mağarası‘na  otobüs veya Kemer’den kalkan minibüsler ile ulaşabilirsiniz. Antalya da gezilmesi gereken yerler listesine Beldibi Mağarası ekleyebilirsiniz.

Dağ taş gezmek zor gelir derseniz, aşağıya tıklayarak, şöförlü araç kiralama seçeneğini değerlendirebilirsiniz.

Beldibi
Beldibi Mağarası-Kemer
Köprülü Kanyon -Manavgat

Köprülü Kanyon, Köprüçay’ın Isparta’dan akıp Antalya’dan denize döküldüğü vadidir. Raftingin popüler olduğu kanyonda iki adet köprü bulunuyor. Bu iki tarihi köprüden küçüğü ustanın, iri ve kemerli olanı usta çırağının eseridir. Rafting bölgesinin başında yer alan bu köprüler kanyona adını vermiş.

Köprülü Kanyon, 1973 yılında Milli Park ilan edildi. 35 719 hektarlık bir Canyonlands Milli Parkı alanına sahip, 14 kilometre uzunluğunda ve şehirdeki Türkiye’nin en uzun kanyonu ile 100 metreden yüksek kanyon duvarına sahip. Kanyon içinde akan suyun derinliği bazı noktalarda arttığı için bu yerlerden yürüyerek geçmek zordur. Ancak yaz aylarında su yüksekliği azalır. Milli Park’ta Kapadokya’da sedir ormanları, kızılçam ve makinin yanı sıra peribacalarına benzer taş oluşumlar bulunuyor. Bol oksijeni ile Köprüçay, Milli Park içerisindeki doğal alanlarda alabalık, kurt, geyik, dağ keçisi, ayı, tilki, tavşan ve porsuk yaşamaktadır. Milli Park, doğal güzellikler kadar tarihi varlıkları da içinde barındırıyor. Bölgede Selge antik kentinden tiyatro, agora, Artemis ve Zeus tapınakları, sarnıçlar ve su kemerleri görülebilir.

Köprülü Kanyon’daki doğal güzelliklerin etkileyiciliğinin yanı sıra bölgede rafting gibi su sporları da yapılabilmekte, Köprülü Kanyonu diğer kanyonlar arasında ayrıcalıklı bir konuma getirmektedir. Kanyonun geniş bir alana yayılması, gezilecek birçok yeri barındırmasına da olanak sağlıyor. Köprülü Kanyon pek çok aktivite sunuyor ancak kanyon bölgesine gelince her şeyden önce manzaranın tadını çıkarma hissi doğuyor.

Köprülü Kanyon, sportif aktivite olanakları, temiz içme suyu ve doğal güzellikler gibi birçok çekici unsuruyla yaz aylarında günde yaklaşık 7 bin kişiyi ağırlıyor.

Kanyon, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’ndeki Antalya ili Beşkonak tatil beldesinde yer almaktadır. Kanyon, Isparta-Sütçüler den başlar Antalya’da denize dökülen Köprüçay vadisinin kendisidir.

Köprülü Kanyon, Antalya şehir merkezine 90 kilometre uzaklıkta, Manavgat ilçesinde yer almaktadır. Bölgeye giden yollarda tadilat çalışması olmadığı için yolculuk sırasında dikkatli ve yavaş gitmek gerekiyor.

Antalya’dan ayrılırken Serik-Manavgat arası Toroslara giden yol izlenmelidir. Bu yolda yaklaşık 40 kilometre ilerledikten sonra Köprülü Kanyon’a varılır.

Isparta’dan ulaşmak için Köprülü Kanyon tabelalarını takip etmek gerekiyor. Bu sayede rahatlıkla ulaşılabilir.

Alanya, Belek, Side, Kemer, Manavgat ve Antalya şehir merkezinden hizmet veren Köprülü Kanyon servisleri ile bölgeye ulaşım da mümkündür.

Köprülü Kanyon’da yapılacaklar listesinin başında rafting geliyor. Çocuklardan yetişkine her yaştan insanın bu sporu yapmasına imkan veren Köprüçay, bu özelliği ile ender akarsulardan biridir. Nehrin değişken doğası rafting için ideal koşulları yaratır. 14 kilometre uzunluğundaki parkurda rafting macerası yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Bölgede yaklaşık 50 rafting firması hizmet vermektedir. Bu firmaların çoğu aynı zamanda otel ile Köprülü Kanyon arasında servis hizmeti de sunmaktadır. Raftingin en yoğun olduğu dönemler Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarıdır.

Köprülü Kanyon’da yapılabilecek diğer aktiviteler arasında; kanyon geçişi, nehir yogası, bisiklet ve dağ bisikleti, rafting, tırmanma, jeep safari, paintball ve trekking. Ayrıca kanyona yakın olan Manavgat Şelalesi ve Selge Antik Kenti de gezilebilir.

 

köprülü kanyonu

Antalya Transfer Hizmetleri

Tatilciler, golf kulüp üyeleri, havayolu şirketleri, yolcular,kongre ve turizm acenteleri, Antalya’yı ziyeret eden ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, Antalya konsoloslukları, banka hzimeti alanlar, sağlık hizmeti alanlar, ulusal ve uluslararası şirketler ve holdingler; Profesyonel şoförlerin kullandığı bakımlı transfer araçları ile toplantılarınıza katılmak, seyahatlerinizi güvende tutmak için transfer hizmeti alın.

Yanartaş (Kimera)

Kemer’den yaklaşık 35 km. Uzaktan Çıralı ve Olimpos tepelerinde 230 metre yükseklikte bulunur, daimi ateş olarak anılır ve doğal ateş kaynağına sahip Yanartaş, mutlaka görülmesi gereken etkileyici yerdir.

Olympos’un sönmez ateşi… Antalya Çıralı’da bulunan Yanartaş, adeta büyüleyici görünümüyle turistlerin akınına uğruyor. Alevleri görmek için kısa bir tırmanış yapmanız gerekecek. Yanartaş adını doğal gazın sıkıştırılması sonucu oluşan küçük parçalardan almaktadır. Denize yakın manzaralı bir konumda yer alır, taşlardan çıkan alevler hiç sönmez.

Çıralı sahilinin kuzeyindeki kayalıklar üzerinde bulunan doğalgaz kaynağı, antik Yunan mitolojisine konu olmuştur. Yunan Mitolojisine göre efsane şöyledir: Ephyra Kralı Glaukos’un oğlu Hipponoes, bir av partisinde kardeşi Belleros’u öldürür ve “Belleros’u Kim Yiyor” anlamına gelen Bellerophontes adını alır. Ephyra’dan sürülen Bellerophontes, Argos kralına sığındı. Kendisine sığınan bu genci öldürecek duruma gelemeyen Argos Kralı, onu Likya Kralına gönderir. Likya Kralı bu sefil genci öldürmek istemez ve Olympos dağında yaşayan aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruğu ve ağzı alevli canavar Chimera ile savaşmaya gönderir. Bellerophontes, Pegassos adlı kanatlı atına binerek Chimera ile savaşmaya gider. Chimera saldırdığında Pegassos havalanır ve Bellerophontes yere iner ve canavarı mızrağıyla yerin yedi kat altına gömer. Ancak Chimera, yerden 7 kez alevler patlatmaya devam ediyor. Homeros’un Anadolu’da binlerce yıldır anlattığı ve bize bu şekilde aktardığı efsaneye göre hala yanan alevler, yedi kat yerin dibinden fışkıran Chimera’nın alevleridir.

Chimaira’nın bulunduğu yer Likya’da Olympos şehrinin (bugünkü Çıralı) arkasında Yanartaş olarak gösteriliyor. Antik çağda olduğu gibi burada da bugün dağdan doğal gazlar fışkırmakta ve kendiliğinden veya kibrit ile tutuşmakta ve sürekli yanmaktadır. Dağda yer yer yanan ateş denizden bile görülebilmekte ve denizcilere rehberlik etmektedir.

Antik kentler

Binlerce yıl önce kurulan ve bugün kalıntıları bulunan antik yerleşimlere Antik Kent denir. Antik kentler, binlerce yıl önce ayakta kalmış tarihi yerlerdir. İnsanların yerleşim yeri olarak kullandıkları yerler arkeologlar tarafından ortaya çıkarıldı. Tarihi yerleri olan yerlerin kültürel değerleri vardır. UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine eklenebilirler. Türkiye’de 75 antik kent var.

Göbeklitepe
antalya yanan taş
taş niye yanar

Kimera efsanesi (Chimera Efsanesi)

Çıralı Plajı’nın kuzeyindeki kayalıkların üzerinde bulunan Yanartaş, antik Yunan mitolojisinin efsanelerinde de anlatılan bir efsaneye sahiptir: Efira Kralı Glukos’un oğlu Hipones, bir av partisinde kardeşi Bellerus’u öldürür ve Belerpontus adını alır, yani ‘Eater Belleros’ anlamına gelir. Efira’dan sürülen Belerpontus, Argos kralına sığındı. Kendisine sığınan bu genci öldürecek duruma gelemeyen Argos Kralı, onu Likya kralına gönderir.

Likya Kralı bu zavallı genci öldürmek istemez ve Olympos Dağı’nda yaşayan aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruğu ve ağız alevli canavar Kimera ile savaşmaya gönderir. Belerpontus , Pegasus’a binerek Kimera ile savaşmaya gider.

Kimera saldırdığında Pegasus havalanır ve Belerpontus yere iner ve canavarı mızrağıyla yerin yedi kat altına gömer. Ancak Kimera, yerden 7 kez alevler patlatmaya devam ediyor. Homeros’un Anadolu’da binlerce yıldır anlattığı ve bize bu şekilde aktardığı efsaneye göre hala yanan alevler, yedi kat yerin dibinden fışkıran Kimera’nın alevleridir.

Olympos’ta Bellerophontes’in zaferini kutlamak için bir yarış düzenlenir. Sporcular meşalelerini Kutsal Kimera ateşi ile tutuşturur ve Olimpos şehrine koşar. Böylece farklı spor dallarının sonradan eklendiği ve birkaç gün süren Anadolu’da Olimpiyat Oyunları’nın ilk örneği gerçekleştirildi. Bugün yakılan ‘Olimpiyat Meşalesi’, Chimera’nın söndürülemeyen ateşinin sembolik bir ifadesidir.

Side Antik Kenti

Antalya’nın en önemli antik kentlerinden biridir. Side kelimesi eski dilde bereketin simgesi olan “nar” anlamına geliyor. Side’nin tarihinin Hititlere kadar uzandığı biliniyor. Side, Antalya’nın 80 kilometre doğusunda yer almaktadır. MÖ VII. Yüzyılda bir yerleşim merkezi olan Side, önce Likyalılar sonra da Pers egemenliğine girmiştir. Bu dönemde özgürlüğü simgeleyen Side kenti adına sikkeler basılmıştır.

Sideli halkı Apollon, Athena, Afrodit ve Ares gibi birçok tanrıya tapmıştır. İŞ. 4. yüzyılda Hıristiyanlığı kabul ettiler. Side 15. yüzyılda Türkler tarafından fethedilse de burada yerleşim olmadığı için Osmanlı eseri de bulunmamaktadır. Bizans, Roma ve Helen dönemlerine ait mimari özelliklere sahiptir. Şehir, tarihi tiyatrosu, Apollon Tapınağı, muhteşem şehir kapısı, hamamları, agorası, eski evleri ve müzesiyle her yıl birçok turisti ağırlıyor.

Side Müzesi de burada bulunuyor. 1947-1967 yılları arasında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin çoğu Side Müzesi’nde sergileniyor. Side Antik Kenti gezildikten sonra Roma ve Bizans dönemlerine ait heykeller, portreler ve sütun başlıkları görmek mümkündür. Müze, Manavgat ilçesine bağlı Side kasabasındadır. Manavgat’a 8 kilometre uzaklıktadır.

Side Antik Kenti
Kaleiçi-Antalya

Kaleiçi, Antalya’nın en çok ziyaret edilen tarihi evlerinin bulunduğu yerdir. Kaleiçi, yerli ve yabancı birçok turistin en uğrak yeri olup, Antalya’da gezilecek yerlerden biridir. Kaleiçi’nin hemen her sokağı denize açılıyor. Tarihi Osmanlı evleri oldukça görkemli bir yapıya sahiptir. Kaleiçi, Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde yer almaktadır. Burası rengarenk dükkanları, ışıltılı restoranları ve hareketli sokağıyla dikkat çekiyor. Kaleiçi çarşısına gidip hediyelik eşya dükkanlarını ziyaret edebilir, çarşıda keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Daracık sokakları ile Kaleiçi’nde eski evler cafe, restoran, otel, halı mağzası veya hediyelik eşya dükkanı olarak hizmet veriyor. Evler, kullanım amacına göre farklılık gösterebilir. Genelde evlerin alt katlarında daha az cam bulunmakta, mutfak ve depo gibi servis alanı olarak kullanılmaktadır. Salon ve yatak odası için üst katlar tercih edilmektedir. Evler genellikle yığma taştan ve ağaç bağlantılarıyla inşa edilmiştir. Tüm evlerin cadde cephesi ve cadde manzarası olmayan bir bahçesi vardır. Evlerin üst katında hem ev hem de sokak mimarisine uygun olarak yapılmış “Cumba” denilen çıkıntılar bulunuyor. Evlerin merkezi, zemin katta bahçeye açılan taş zeminli “Taşlar” dan oluşuyor. Kaleiçi’ndeki birçok ev aslına uygun olarak restore edilmiştir.

Kaleiçi sınırları içerisinde yer alan Yivli Minare, bölgenin merak uyandıran tarihi yapısıdır. Şehrin hemen her yerinden görülebilir. Antalya’nın ilk İslami yapılarından olan Yivli Minare, Selçuklu döneminden günümüze kadar varlığını korumuştur. Minare ilk yapıldığında Bizans kilisesiydi, ancak daha sonra Alaattin Keykubat tarafından bir minare eklenerek camiye dönüştürüldü. Kaleiçi, eğlence mekanları, pansiyonlar, restoranlar, hediyelik eşya dükkanları ve antika halı dükkanlarıyla bir turizm merkezi haline geldi.

kaleiçi
Kaleici sokak
Patara Ancient City

Patara, eski çağlarda Likya Uygarlığı’nın başkenti olan Batı Akdeniz’de bir sahil kasabasıdır. Antalya’nın Kaş ilçesinde, dünyanın ilk parlamento binasına ev sahipliği yapan bir Likya kentidir. Likya Birliği toplantıları burada yapıldı. M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzanan antik kentin uzun bir tarihi vardır. İskender’in kuşattığı şehir olduğu bilindiğinden önemi artmaktadır. Patara Limanı tahıl depolaması açısından da önemlidir. Bu nedenle Akdeniz’deki üç tane tahıl deposundan biri Patara’da bulunuyor. Patara Limanı kumla dolmaya başlayınca önemini yitirmeye başladı. Kentin kalıntılarının çoğu kum altında ama buna rağmen kazılar burada devam ediyor.

Patara antik kenti, Hristiyanlar için de büyük bir yere ve öneme sahiptir. Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos’un Pataralı olduğu söyleniyor. Patara’ya girerken Roma dönemine ait anıtsal mezarlara rastlamak mümkündür. Likya Medeniyetinin önemli bir sahil kasabasıdır ve tarihe tanıklık etmiştir. Bozulmamış kumsallara sahip kentte son yıllarda keşfedilen tarihi deniz fenerinin bilinen en eski deniz feneri olduğu söyleniyor. Patara Antik Kenti yakınlarındaki Patara Plajı, bu bölgenin en çok tercih edilen ve en güzel plajlarından biridir. Kumu ince ve denizi sığdır. Birçok turistin tercih ettiği plajlardan bir

patara antik kenti
Patara antik kenti Antalya
Karain Mağarası

Karain Mağarası, Ülkenin gelen en büyük ve en görkemli mağaralarından biridir. 430-450 metre rakıma sahip olan mağara, Antalya’nın 30 km kuzeybatısındaki eski Antalya-Burdur karayoluna yaklaşık 5 km uzaklıkta bulunan Yağca ilçesi sınırları içerisindedir. Yapılan kazılar sonucunda bölgenin 500 bin yıl önce yerleşim merkezi olarak kullanıldığı ortaya çıktı. Türkiye’nin sınırında övünen en büyük mağara adamı unvanında yaşadı. Kazılardan çıkan buluntular mağara yanındaki Karain Müzesi’nde ve Antalya Müzesi’ndeki tarih öncesi alanda sergileniyor. Antalya’da ziyaret edilmesi gerek listesinde yerini alan Karain Mağarası ziyaretinizi hak ediyor. Mağaralar ilgi alanınızsa Beldibi Mağarası ve Kocain Mağarası mutlaka görmeniz gereken yerler arasındadır.

Karain Mağarasını Kimler Kullandı?

Karain Mağarası hakkında kısaca bilgi verirsek, Anadolu ve Yakın Doğu tarihi açısından önemli bir paleolitik noktadır. Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, eski bronz gibi protohistorik çağlarda ve klasik çağda insanlar tarafından kalıcı yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Karain Mağarası’ndaki kazılarda bulunan arkeolojik buluntular, alt paleolitik dönemden geç Roma dönemine kadar görülen yerleşim ipuçları ile Anadolu arkeolojik araştırmalarında önemli bir yere sahiptir. Klasik dönemlerdeki kullanım alanı daha çok tapınak niteliğinde olmakla birlikte, mağaranın yüzeyinde ve dış duvarlarında Yunanca yazıtlar ve nişler bulunmaktadır.
Karain’de bulunan Anadolu’nun bilinen en eski insan kalıntılarının yanı sıra mağarada ortaya çıkarılan sanat ürünleri de Anadolu sanatının prototipleridir. Çevresindeki diğer mağaralarla birlikte Dünya Miras Listesi’nde karma site olarak yer alan Karain’de kazı çalışmaları devam etmektedir.

Karain Mağarasının Oluşumu

Mağara, çam veya Katran Dağı’nın kalkerli dik yamaçlarında yer alan Çadır Tepesi’ne karstik olayların doğal yollarla oyulmasıyla oluşturulmuştur. İnce koridorlar ve üç kayanın birleşimi oluşumunda etkili oldu. Mağaranın keşfi Kılıç Kökten tarafından 1946 yılında sağlanmıştır. Alanda yapılan kazılar sonucunda Orta Taş, Yeni Taş, Bakır Taş ve Tunç Çağı’na ait çok sayıda kalıntı bulunmuştur. Ayrıca mağarada insan, fil, su aygırı ve gergedan gibi hayvanların yaşadığına dair bulgular vardır.

Paleolitik Döneme

Karain Mağarası’nın en üst katmanlarında Geç Üst Paleolitik döneme ait buluntular bulunmaktadır. Bu seviyelerin altında uzun ömürlü ve iki aşamalı Orta Paleolitik dönem katmanları gelir. Günümüze yakın olanı Karain Tipi Mousterien olarak adlandırılmıştır. Bu tabakalarda bulunan yontma taş aletler, çok ince işçilikleri nedeniyle oldukça ilgi çekicidir. Kenar kazıyıcıların çoğunluğunun bulunduğu aletler arasında dişli ve çentikli aletler, mekik aletler, uç sıyırıcılar, deliciler ve uçlar bulunmuştur. Ayrıca Orta Paleolitik dönemin insanları olan Homo neandertal insanlarının fiziksel kalıntıları da bulundu. Kazılarda bulunan Üst Paleolitik çağa ait hayvan kemiğinden yapılmış stilize bir insan başı bulgusu ile Anadolu’da ilk sanat eseri olarak görülmektedir. Karain Mağarası’nda yapılan kazılarda bulunan eserler, mağara yanındaki küçük bir müzede ve Antalya Müzesi’nde sergileniyor.

karain magarasi- Antalya
karain cave-Antalya
Antalya Arkeoloji Müzesi

Antalya’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de Antalya Arkeoloji Müzesi. Antik çağlardan sergi meraklılarına kadar pek çok eserin tarihi, Türkiye’nin en önemli müzeleri arasında yer almaktadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İtalya’nın işgal ettiği Antalya’da bazı arkeologlar eski eserleri toplamaya başladı. Ancak o dönemde Antalya tarihi ile ilgilenen hoca Süleyman Fikri Erten bu duruma karşı çıkmaya başladı ve başarılı oldu. Antik eserleri toplayarak müzenin ilk temellerini atmaya başlar. 1922 yılında Yivli Camii’nde faaliyet gösteren müze, daha sonra 1972 yılında yeni binasına taşınmıştır.

Müzede çok sayıda salon var. Tanrı Salonları, Küçük Eserler Salonu, Doğa Tarihi ve Prehistorya Salonu, İmparatorlar Salonu ziyaretçilere açıktır. Müzede bir de çocuk bölümü var. Bu, ülkemizdeki ilk uygulamadır. Eski çağlardan kalma çocuk oyuncakları sergilenmektedir. Müzede ayrıca tarihin en kalıcı eserlerinden biri olan oymalı ve insan model göğüs şekilli perge kazılarında ortaya çıkarılan bir eser de bulunuyor. Salonda Zeus, Afrodit, Athena ve İsish gibi tanrı heykelleri bulunmaktadır. Heykeller, 2. yüzyıl Yunan heykellerinin kopyalarıdır ve geçmişte bir kazı sırasında keşfedilmiştir. Müze yıl boyunca faaliyet göstermektedir ve kışın 17.00, yazın 19.00’dan itibaren ziyarete açıktır.

arkeoloji muzesi
Selge Antik Kenti

Selge Antik Kenti, Manavgat’ta blinen tarihi antik kenttir. Antik Pisidia bölgesinin dağ şehirlerinden biri olan Selge, Toros Dağları’nın güneyinde ve denizden 1.250 metre yükseklikte yer almaktadır. Tarihi ve turizmi bir arada sunan antik kenti her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret etmektedir. Şehir surları, tapınak kalıntıları, kilise ve türbeler başta olmak üzere birçok tarihi eseri görebileceğiniz Selge Antik Kenti’ni gezebilir, ardından Manavgat’ın diğer güzelliklerini selamlayabilirsiniz.

Selge Antik Kenti Nerede?

Altınkaya köyünde bulunan Selge Antik Kenti, tarihi kalıntılara ev sahipliği yapıyor. Geçmişte kent sakinlerinin zeytin, şarap ve tıbbi bitki üretiminden gelir elde ettiği biliniyor. Selge, MÖ 25 yılında Galatya Krallığı’nın kurulmasıyla bir süre bağımsızlığını kaybetmesine rağmen, Roma yönetimi ile iyi ilişkiler kuruldu. Böylece imparatorluk çökene kadar bağımsız olarak yaşadı. 3. yüzyıla kadar ekonominin güçlü kaldığı basılan sikkelerden anlaşılmaktadır. Roma döneminden kalma antik kent olarak da bilinen Selge kalıntıları, özellikle MS 2. yüzyıla kadar güçlü ve zengin bir şehir olarak ayakta kalmıştır.

Selge Antik Kentinde Neler Var?

Selge Antik Kenti, tanıtım filmleri ve belgesellerle kitlelere varlığını duyurmuş bir yerleşim yeri olarak biliniyor. Şehre gittiğinizde köy halkının evlerini ve binlerce yıl öncesinin kalıntılarını görebilir, kendinizi bir zaman tünelinde hissedebilirsiniz. Dönemin en güçlü medeniyetlerinden biri olarak kabul edilen kenti gezerken görebileceğiniz şeyler arasında kule duvarları, şehrin giriş kapısı, Zeus ve Artemis’e adanmış 2 tapınak kalıntıları, agora, mezar alanı ve Bizans dönemine ait bir kilise kalıntısı.

3 tepe üzerine kurulmuş olan Selge’de surlar arasında 7 kapı bulunmaktadır. Yaklaşık 100 metre aralıklarla dizilmiş kulelere de rastlayabilirsiniz. Görülecek ilk kalıntı, antik bir tiyatro olan Selge Tiyatrosu’dur. Aktif olduğu dönemde 9.000 kişi kapasiteli tiyatrodan sadece kalıntılar ayakta kalabilmiştir.

Tiyatronun hemen yanında stadyum oturma yeri kalıntılarını görebilirsiniz. Stadyumda ortalamadan biraz daha küçük olan zaferlerin olduğu yazıtlar da var. Tepenin arkasına büyük bir sarnıç yapılmıştır. Yamaçta sütunlu girişi ve hamamı olan bir caddenin kalıntılarına rastlayabilirsiniz. Güneydoğu tepede 3 tarafı kapalı agora parçaları bulabilirsiniz. Agoranın yanında sonradan inşa edilen absid bir bazilika vardır.

Selge Antik kenti
selge ancient city
Güver Uçurumu

Güver Uçurumu, Antalya’ya yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan bir doğa harikasıdır. Düzlerçamı mevkiinde bulunan 2 kilometre uzunluğunda, 30 metre genişliğinde ve 115 metre derinliğinde olan uçurum aslında bir kanyon. Bitki örtüsüyle saklı bir cennet görünümüne sahip Güver kayalığı veya kanyonun yaklaşık 1 milyon yılda ve kayaların su ile aşınması sonucu oluştuğu biliniyor. Üst kısımdan izlenebilen kanyonda maki, ardıç, meşe, meşe, sakız, keçiboynuzu ve funda gibi ağaç ve çalılara rastlayabilirsiniz. İçine girme şansı olmadığı için izlemekten memnun kalacağınız büyülü güzelliğe giden yolda fotoğraf makinenizi yanınıza almanızda fayda var. Antalya’da olursanız, kanyon içinden akan derenin Konyaaltı’ndan Akdeniz’e döküldüğü Güver Kayalık Kanyonu’na mutlaka uğramalısınız.

Güver Uçurumu Nasıl Bir Yer?

Güverte uçurum, Antalya’da karstik kayalar üzerinde bulunan bir kanyondur. Bölgede bol miktarda traverten kayalarının görülebildiği kanyonun içinden Güver Çayı, Karaman Çayı ve Gürkavak Çayı geçmektedir. Döşemealtı yaylasında bulunan uçurum yaklaşık 300 metre yüksekliğindedir. 2007 yılından beri tabiat parkı olarak işlev gören alan 4.000 hektar civarındadır. Ayrıca Düzlerçamı Yaban Hayatı Geliştirme Alanı, tabiat parkı ile birlikte dünyada alageyiklerin doğal olarak yaşadığı tek alan olarak kabul edilmektedir.

Kanyonun çevresinde konaklama tesisi bulunmamaktadır. Seyir terası ile kanyon manzarası mümkündür. Kanyon çevresinde Akdeniz iklimi hakimdir. Alageyik, karaca, dağ keçisi, yaban domuzu, tilki, porsuk, tavşan, kaplumbağa güvercini, kartal ve doğayı görmek mümkündür.

Güver Uçurumu Seyir Terası

Güverte uçurumunda seyir terasının bulunduğu piknik alanları bulunmaktadır. Manzaralı ve doğal bir atmosferde bir şeyler yemek isterseniz burayı tercih edebilirsiniz. Yükseklik korkunuz varsa, uçurumdaki piknik alanında vakit geçirmek biraz endişe verici olabilir. Terasın ahşap ayaklar sayesinde kayalıklarla desteklendiğini hatırlamakta fayda var.

Yaz aylarında kanyondan geçen su azalır hatta kurur. Diğer mevsimlerde ziyaretiniz sırasında görüşünüz daha zengin olacaktır. Ancak oldukça yüksek olan kayalık Deck Cliff’e gittiğinizde bile üşüdüğünüzü hatırlatmakta fayda var. Pikniğinize dikkatli gitmelisiniz. Kanyonun ucundan Antalya ve deniz manzarasını görmek de buraya gitmek için geçerli sebepler. Etrafta yer olmadığı için pikniğinizi hazırlayarak giderseniz sorun yaşamazsınız.

Güver Uçurumu Etkinlikleri

Yerli ve yabancı binlerce turisti ağırlayan Deck Cliff 4 mevsim gezilebilecek yerler arasında yer alıyor. Kanyondan akan derelerde Güverte Uçurumunda balık tutmak mümkündür. Ayrıca piknik alanı kamp yapmak isteyen ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor. Ayrıca Güver Uçurumu’da profesyonel dağ tırmanışı yapılabilir. Kanyonu farklı seyir teraslarından izlemek ve doğa yürüyüşleri yapmak isterseniz ekiplerin düzenlediği kanyon yürüyüşüne de katılabilirsiniz. Ekstrem sporlarla ilgileniyorsanız dağ bisikleti turları için Güver falezini tercih edebilirsiniz.

guver ucurumu Antalya
Antalya Güver uçurumu
guver kanyonu Antalya
Antalya guver kanyonu
Antalya Transfer Hizmetleri

Antalya Transfer Hizmetleri

Doğa ya açılırken transfer hizmetine ihtiyacınız olacaktır, aşağıya tıklayıp harika bir gün için tranferlerinizi ayırtın!!
Konyaaltı Plajı

Konyaaltı Plajı, Antalya’nın en önemli ve güzel plajlarından biridir. Akdeniz kıyı şeridinin en güzel noktalarından biri olarak Konyaaltı semtinde bulunan plaj, her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin tercih ettiği yerlerden biridir.

Lara Plajı şehrin batısında yer alır, aynı zamanda Türkiye’nin en uzun plajları arasındadır. Yaklaşık 7 kilometre uzunluğundaki kumsalın çevresinde çok sayıda otel ve konaklama alternatifi bulunuyor.

Konyaaltı Plajı Nerede

Konyaaltı Plajı nerede diye soracak olursanız Antalya şehir merkezinin 4 kilometre batısında yer alır ve bölgenin en uzun plajı olma unvanına sahiptir. Sahilin sınırları doğuda Antalya kayalıkları ve batıda Antalya Limanıdır. Limanın yaklaşık 1 kilometre ilerisinde Sarısu Deresi var. Konyaaltı Plajı’nın kaç kilometre olduğunu soracak olursanız sahil şeridi yaklaşık 7 kilometreden oluşuyor. Kıyı şeridi boyunca aralıklı kayalar bulunmasına rağmen genellikle sahil ve çakıl taşlarına rastlanmaktadır. Lara ve Kumköy Plajlarına göre kum bakımından fakir olan Konyaaltı Plajı; Konumu, denizin temizliği ve berraklığı, ulaşım kolaylığı ile daha çok tercih edilen bir plaj olarak biliniyor.

Sahil şeridinin 4,5 kilometre uzunluğunda ve 70 metre genişliğindeki kısmı halk plajıdır ve mavi bayraklıdır. Bölgede ücretsiz halk plajı ve ücretli bölümler bir arada. Konyaaltı Plajı şezlong fiyatları 20-35 Türk Lirası arasında değişmektedir. Yanınıza şemsiye ve şezlong almasanız bile bölgeden ücret karşılığında temin edebilirsiniz.

Konyaaltı Plajı’nın derinliği Antalya’daki diğer plajlara neredeyse benziyor. Sığdan başlayan deniz, siz adım attıkça derinleşir. Ülkemizin güney kesiminde yer aldığından su sıcaklığı ve tuzluluk diğer denizlere göre daha yüksektir.

Konyaaltı plajı Antalya
Termessos Milli Parkı / Güllük Dağı

Antalya’nın kuzeybatısında bulunan Termessos Milli Parkı, Korkuteli’ne kadar uzanıyor. Antalya travertenlerinden yükselen Güllük Dağı Termessos Milli Parkı, doğal güzellikleri ve tarihi dokusu ile yerli ve yabancı birçok turisti kendine çeken bir turizm merkezidir. Akdeniz’in en güzel şehirlerinden Antalya’da 6.700 hektarlık bir alanı kaplayan Termessos Milli Parkı, bu anlamda değerini korumak amacıyla 1970 yılında milli park statüsüne alındı.

Termessos Milli Parkı Neresi ?

Termessos Milli Parkı, antik dönemde Solim halkı tarafından kurulan ve halen Güllük Dağı’nda kalıntıları bulunan Termessos Antik Kenti ile aynı adı taşımaktadır. Pamphylianın komşusu olan Antik Kent ve Termessos Milli Parkı Toros Dağları üzerindedir. Bu şekilde Termessos Milli Parkı neresi sorusuna cevap verdikten sonra, bu bölgeye ulaşımın zor olması nedeniyle akranlarına göre görece daha az hasar görmüş olduğunu da eklemek gerekir. Güllük Dağı üzerinde vadiler, kanyonlar, ovalar ve tepelerden oluşan Güllük Dağı kızılçam ormanları ile yemyeşil ve Akdeniz’e özgü bitki örtüsü maki ile süslü bir dokuya sahiptir.

Bölgenin en derin boğazı Mecene Boğazıdır ve derinliği 600 metredir. Güllük Dağı Termessos Milli Parkı, jeolojik yapısı ve bereketli toprakları ile yaban hayatı için uygun bir yaşam ve üreme alanı oluşturmaktadır. Ne yazık ki nesli tükenmekte olan alageyik, güzelliğiyle dikkat çeken milli parkın sahipleri arasında yer alıyor. Yaban keçisi, karakulak ve kaya sansarı gibi ırkların yanı sıra, parkın diğer sakinleri ender yırtıcı hayvanlardır, en önemlileri ötücü kuşlar ve imparatorluk kartallarıdır. Milli Park, yabancı turistlerin uğrak yerleri arasındadır.

Milli Park’ta bulunan yiyecek ve içecek tesisleri park ziyaretçilerinin hizmetindedir. Ayrıca tüm gün açık olan park müzesinde bölgede yaşayan canlıların fosilleri görülebilir.

Geniş bir alana yayılan milli parkta, doğal yaşama eşlik etmeyi seven trekking yürüyüşçülerinin yanı sıra kamp yapmak isteyen doğaseverler için planlanan rotalar bulunmakta ve belirli alanlarda kamp alanları oluşturulmuştur. Bölge hakkında detaylı bilgi alabileceğiniz park girişindeki danışmana bu konuda yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Güllük Dağı Milli Parkı kamp alanından yararlanmak için herhangi bir olumsuz durumla karşılaşmamak adına yola çıkmadan önce Orman Bölge Müdürlüğü’nden izin almanız doğru bir karar olabilir.

Güllük dağı milli park
Güllük dağı milli park Antalya
Tahtalı Teleferiği

Tahtalı teleferik, Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan bir ulaşım sistemidir ve Avrupa’nın en uzun teleferik sistemi olma unvanına sahiptir. Tahtalı Dağından adını alan bu hatt 2.365 metreye yükseliyor ve 4.350 metre uzunluğunda. Olimpos teleferiği olarak da bilinen bu teleferik ile yaklaşık 9 buçuk dakikada rüya gibi bir yolculuk yapabilirsiniz. Yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan teleferiği deneyimlemediyseniz Olympos turunuzun aktivitelerine eklemenizde fayda var. Adrenalin seviyesi yüksek ve manzara keyfi yüksek olan bu yolculukta iyi eğlenceler.

Tahtalı Teleferik (Olympos)

Zirvesi Tahtalı Dağı’nda olduğu için Tahtalı teleferiği olarak da anılan Olympos teleferik 2007 yılından beri hizmet vermektedir. En uzun teleferik sistemi olan teleferik ile yaklaşık 9 buçuk dakika süren turlara çıkabilirsiniz. Avrupa’da.

Günün her saati farklı bir güzellik sunan teleferik hattı için haftanın belirli günlerinde turist transfer hizmeti de bulunmaktadır. Zirveye heyecanlı ve aksiyon dolu bir yolculuğun ardından gün doğumunu ve gün batımını izleme şansınız var.

Ancak dikkat etmeniz gereken özelliklerden biri de boy farkından dolayı giyim tercihiniz olacaktır. Çok yüksek bir rakıma tırmanacağınız için yanınızda hırka gibi kıyafetler getirmenizde fayda var.

Kabinlere 25 kişi girebilir. Yaklaşık 10 dakika sonunda ayaklarınızın altında Akdeniz’i görebileceğiniz Tahtalı Dağı’nın zirvesindesiniz. Gün batımını veya gün doğumunu şık bir yemekle karşılamak isterseniz kafeler ve restoranlar da olduğunu hatırlamakta fayda var.

Teleferik yolculuğunuzun sonunda aktiviteler ve mevsimsel etkinlikler de yapılır. Ancak özellikle kış mevsiminde, yüksek dağların karlı olmasından dolayı bu tür eğlenceler ilkbahar ve yaz aylarında sıklaşmaktadır.

Tahtalı Teleferik Etkinlikleri

Tahtalı Dağı’nın zirvesinde pek çok olay yaşanıyor. Bu teleferik sayesinde 2365 metre yükseklikte bu adrenalin dolu aktivitelere göz atabilirsiniz. Özellikle ekstrem sporlarla ilgileniyorsanız burası sizin için bir hayal haline dönüşebilir.

Bisiklet Yarışması: Türkiye’nin en büyük organizasyonlarından biri olan Çamlıca ale kapışalım’da Kimera Dağı’nda yarışacak etkinlik Bey Dağları’ndan inen Kesmeboğaz’da başlayıp bitiyor. 27 kilometrelik bu parkura yaklaşık 100 sporcu katılıyor.

Motosiklet Yarışması: Denizden Gökyüzüne adlı etkinlikte dünyanın en iyi motosiklet yarışçıları yerden gökyüzüne kıyasıya bir savaşa giriyor.

Mammut Tahtalı Run To Sky: Çıralı Plajı’ndan başlayıp Tahtalı Dağı’nın zirvesindeki Olympos Teleferik Tesislerinde son bulan yarış pisti, Likya Yolu ve Chimera gibi Antik Çağ’ın izlerinden geçiyor.

Ayrıca en önemli etkinliklerden de yararlanabilirsiniz. Bisiklet ve motosiklet sürme, mancınık trambolin, yamaç paraşütü, trekking, kuş gözlemciliği ve yoga yaparak doğanın ve manzaranın tadını doyasıya çıkarabilirsiniz.

Olympos teleferik Antalya
Antalya Olympos teleferik
Düden Şelalesi

Kepez İlçesi sınırları içerisinde Varsak İlçesi’nde yer almaktadır. Halk arasında Düdenbaşı Şelalesi’ni diyenler var. (İskender Şelalesi, Yukarı Düden Şelalesi diğer isimleridir) Eski Antalya-Burdur yolunun 28. kilometresinde, Kırkgözler’in 30. kilometresinde Pınarbaşı adı verilen iki büyük karstik kaynak var. Bol suya sahip bu iki nehir, kısa bir akışın ardından birleşerek Bıyıklı Düdenin içinde kaybolur. Bıyıklı Düdeni’nde kaybolan su 14 kilometre yeraltına indikten sonra Varsak Çöküşü’nün bir ucundan çıkar ve çok kısa bir akışın ardından depresyonun diğer ucundan tekrar batar. Varsak’ta kaybedilen su, iki kilometre yeraltından aktıktan sonra Düdenbaşı’nda toprağa çıkıyor.

Yüzeyden su akmadığı günlerde bile Düdenbaşı Şelalesi’nin altında saniyede en az 10 metreküp su yüzeye çıkıyor. Bu suyun maksimum debisi 94 metreküptür ve ortalaması saniyede 15-16 metreküptür. , Kepez hidroelektrik santralinden gelen su Düdenbaşı’nı şelale yapan sudur. Düdenbaşı’ndan sonra koyun düzenleyicide iki ana kanala ayrılan Düden Çayı, Antalya’nın doğusunda 40 metre yüksekliğindeki traverten eşiğinden 9 kilometre sonra Akdeniz’e dökülüyor.

Alt ve üst düden olmak üzere iki düden olsa da her ikisi de Düden Şelaleleri olarak adlandırılır. Her iki şelalenin döküldüğü yer Akdeniz’dir.

Akdeniz’e dökülen Düden şelalesi adını konuştuğu dereden alıyor. Zirvede yer alan düden, piknik imkanı nedeniyle en çok ilgi gören yerdir. Şelalenin yanında görülmeye değer dev çukurları olan bir mağara da var.

Büyüleyici bir güzelliğe sahip olan Düden şelalesine giriş ücreti oldukça makul.

duden şelalesi Antalya
Antalya düden şelalesi
duden waterfall Antalya
Antalya duden waterfall
Manavgat Şelalesi

Manavgat şelalesi

Batı Toros Dağları’nın doğu yamaçlarından yükselen ve Sorgun bölgesinde Boğaz’dan Akdeniz’e katılan ve büyük yer altı sularıyla beslenen 93 km uzunluğundaki Manavgat Çayı, yaklaşık 5 adet falezden akan Manavgat Şelalesi’ni oluşturur. metre. Pek çok balık ve kuş türüne (alabalık, sazan, kefal, levrek, karabiber, ördek, kaz, yalıçapkını, balıkçıl, martı vb.) Ev sahipliği yapan Manavgat Çayı, söğüt, çınar, kavak, dut, karaağaç ayrıca zengin tür ve bitki çeşitliliği. Ayrıca nehrin belirli aşamalarında rafting ve kano gibi çeşitli doğa sporları da yapılabilmekte, bu da tüm bu doğal güzellikler içinde macera yaşamanızı sağlamaktadır.

Manavgat Belediyesi tarafından doğal yapıya uygun çevre düzenlemesi yapılarak turizme kazandırılan Manavgat Şelalesi’nde rekreasyon alanları (lokanta, büfe, satış birimleri, dinlenme yerleri, tuvaletler ve seyir terasları vb.) Oluşturulmuştur. Muhteşem bir doğa manzarasına sahip olan şelale, şehrin gürültüsünden ve kalabalığından kaçmak isteyenler için oldukça iyi bir seçenek.

Manavgat şelalesi Antalya
Dim Çayı

Dim Çayı

Dim çayı, Antalya’nın Alanya ilçesi sınırları içindedir. Merkeze yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Akçayı köyündedir.

Dim Çay kenarında bulunan çeşitli piknik alanları, restoranlar ve çay bahçeleri turizme hizmet etmektedir. Sıcak havalarda çayın serin suları üzerine kurulu platformlarda oturmak, çay yemek ve içmek farklı bir ortam yaratır. Bazı restoranlar, oltalarla kendi alabalığınızı yakalamanıza izin verir. İsteğe bağlı olarak ızgara ve kızartılarak hazırlanan taze balıklar, salatalarla birlikte görsel bir şölenle servis edilmektedir. Dim Çayı’nın barajın üzerindeki kısmında rafting yapılmaktadır.

Kestel veya Tosmor kavşağından kuzeye gittiğinizde yolun sağında ve solunda piknik alanları göreceksiniz. Özellikle alabalık yemek istiyorsanız Dim Çayı piknik alanlarına gitmelisiniz. Burada suya atılan masalarda ayağınızı serinletirken yemeğinizi yiyebilirsiniz.

Dim Çayı’nda hoşça vakit geçirip dinlenenin, sonra Dim Mağarası’nı ziyaret edin. Dim Çayı ve Dim Vadisi, Alanya da 1691 metre rakımda Cebireis Dağı’nın yamacında bu mağaranın otoparkının hemen önünde yer almaktadır. Dim Çayı piknik alanından çıktığınızda Dim Mağarası’na ulaşacaksınız.

Dim Çayı tarafından paralel yola açılan çok sayıda restoran ve aile çay bahçesi bulunmaktadır. Ana yola yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta bulunan regülatörlerden sonra yiyecek ve içecek ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz, sevdiklerinizle güzel vakit geçirebileceğiniz restoranlar bulunuyor. Bu restoran ve kafelerin ortak özelliği sofralarının çaya atılmasıdır. Bu görünümün ve yaşayacağınız serinliğin sizi çok mutlu edeceğinden hiç şüpheniz yok.

Bu güzel etkinlikte kahvaltı etmek gerçekten güzel bir fırsat. Dim Çayı çevresinde gezmenizi kesinlikle tavsiye ettiğim kahvaltı mekanlarında fiyatlar hiç de abartılı değil.

Dim Çayı Antalya
Antalya Dim Çayı
Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı

Toplamda 7 küçük göletten oluşan 2 kilometrelik bir kanyonda yer alan, 18 metre yükseklikten dökülen, birçok vahşi hayvana ev sahipliği yapan, 1986 yılında parka dönüştürülen ve kapılarını ziyaretçilere açan, toplam 33 alan. hektar, Antalya’nın en güzel tabiat parklarından biridir.

Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı içerisinde piknik alanları, yürüyüş yolları, seyir terasları, çocuk oyun alanları, kırsal restoranlar ve günlük kullanım alanları bizi bekliyor.

Piknik alanlarındaki bankların alana geniş yayılmış olması, kalabalık aileler ve çocuklar için bol miktarda alan sağlıyor. Piknik alanındaki işletmelerde Kurşunlu Şelalesi ve Tabiat Parkı’nda verilen hizmetler arasında Midilli ve Deve gezintileri bulunmaktadır. Develer özellikle yetişkinlerin ilgisini çekse de çocuklar midilliye binmek için sıraya giriyor.

Şelaleye inanın, patika yol üzerinde, gölet üzerinde kahvaltı yapıp yemek yiyebileceğiniz mini bir kır restoranına rastlarsınız. Fiyatlar bölgedeki kahvaltı fiyatları ile aynıdır. Sunduğu manzaraya ve konumuna rağmen fiyatlar makul seviyededir..

Şelaleye giderken, göletler üzerindeki birkaç küçük ahşap köprüden geçersiniz. Doğanın güzelliğini daha net görebilmemiz için peyzaj terasları ve bu tür köprülerin yapılması çok güzel. Arazi düzgün olsa da engebeli ve ayağınızı kaydırmanıza rağmen uygun ayakkabı seçiminde fayda var.

Son şelaleye ulaşırsınız. Suyun berraklığı başınızı döndürebilir. 18 metreden dökülen suyun sesi sizi huzurla dolduracak. Bu alanda dilediğiniz gibi giyip hatıra fotoğrafı çekebilirsiniz.

Parkta yöreye ait bazı balık türlerine ve hayvanlara rastlayabilirsiniz. Bunlar; Alabalık, Yılan Balığı,Sansar, Tilki, Tavşan, Domuz gibi canlılara ev sahipliği yapmaktadır.

Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı, Antalya’nın Aksu ilçesinde bulunmaktadır. İl merkezine 23 kilometre uzaklıktadır. Şelaleye özel aracınızla ulaşabilir veya şehir merkezinden kalkan toplu taşıma hizmetlerinden yararlanabilirsiniz.

Özel araçlarıyla gelen kişilerin Antalya’dan Serik ilçesi yönüne gitmeleri ve Antalya – Isparta yolu üzerindeki Kurşunlu Şelalesi tabelalarını takip etmeleri gerekmektedir.

Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı
Saklıkent Kayak Merkezi-Antalya

Saklıkent Kayak Merkezi-Antalya

Türkiye’nin kayak merkezinin hemen yanında yer alan sıcak bir Saklıkent gibi Antalya şehri, Türkiye’nin farklı doğal güzelliğini yansıtıyor. Antalya’ya 1 saat uzaklıkta olması nedeniyle günde birkaç mevsim yaşanabilmektedir.

Buraya gelen ziyaretçiler harika bir parkur, doğa ve hava ile tanışacak. Bu kayak merkezi, samimi bir atmosfere ve büyüleyici bir kasabaya sahiptir. Doğa ile iç içe olan Saklıkent Kayak Merkezi, her yıl yerli ve yabancı birçok turisti ağırlıyor. Şehir merkezine bir saat uzaklıkta olan bu kayak merkezine günübirlik turlarla gitmek de mümkün.

Saklıkent Kayak Merkezinde 477 müstakil ev bulunmaktadır. Ayrıca şehir merkezinde pansiyon ve restoran hizmetleri de verilmektedir. Saklıkent, Antalya’ya çok yakındır.Antalya’ya dört mevsimi birden yaşatayerdir burası. Motelin yanında 200 kişi kapasiteli restaurant salonu bulunmaktadır.

Kayak merkezi, bar, disko ve animasyon hizmeti ile ziyaretçilerine kaliteli hizmet sunmaktadır. Şehir merkezlerindeki oteller de tercih edilebilir. Her bütçeye uygun otel bulma imkanı var. Ayrıca Yayla ile Kayak merkezi arasında farklı özellik ve fiyatlara sahip oteller bulunmaktadır. Antalya Saklıkent Kayak Merkezi, şehir merkezine 45 km, Antalya Havaalanına 65 km uzaklıktadır. Kayak merkezine şehir merkezinden 1 saatte ulaşabilirsiniz. Oldukça manzaralı bir yola sahip olan kayak merkezine giderkenpişman olmayacaksınız.

Kayak merkezine gitmek için Antalya merkezde Migros alışveriş mağazasının karşısında bulunan Lunapark’ın önünden her sabah düzenli olarak otobüsler hareket ediyor.

Adres: Ayışığı Cd. Sonbahar / Korkuteli / Antalya

Saklıkent Kayak Merkezi-Antalya
Antalya Saklıkent Kayak Merkezi
Sapadere Kanyonu

Sapadere Kanyonu, Antalya’nın Alanya ilçesine yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. Yeşilin her tonunu görebileceğiniz muhteşem bir doğaya sahiptir. Kanyonun aşağısına akan dereleri ahşap yürüyüş yolunu takip ederek gezebilirsiniz.

Alanya’nın yaz sıcağından kurtulup biraz serinlemek isteyenlerin uğrak yeri haline gelen Sapadere Kanyonu görülmeye değer bir doğa harikasıdır. Sapadere Kanyonu’na giderken Sapadere Köyü’ndeki su değirmeni ve ipek dokuma atölyesini görmeden dönülmemelidir. Yaylalardaki kardan eriyen buz gibi sularda yetişen alabalıkları yemeyi ihmal etmeyin. Suyun inşa ettiği çardaklarda tertemiz orman havasını solurken şehrin stresinden ve gürültüsünden uzaklaşmak da mümkün.

İşletmenin ait olduğu tesiste doğal olarak yetiştirilen ürünlerden yapılan köy usulü yemekleri tatma fırsatına sahip olabilirsiniz..

Tamamı işletmenin ait olduğu tesis tarafından doğal olarak yetiştirilen ürünlerden yapılan köy usulü yemeklerin tadına bakma imkanı bulabilirsiniz.

Sapadere kanyonu Antalya
Antalya Sapadere kanyonu
Oymapınar Gölü

Oymapınar Gölü Manavgat Nehri üzerindeki barajın arkasında gizlidir. Göl ve dağda tekne turu ve çevresinde orman gezileri de yapabilirsiniz. Kendiniz için hazırladığınız ortama göre etkinlikler düzenleyebilir, hatta arkadaşlarınızla piknik yapabilirsiniz. Bahsettiğimiz gibi, çeşitli etkinlikleri bünyesinde barındıran Oymapınar Gölü, Antalya’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden sadece biridir.

Oymapınar Barajı 185 metre yüksekliği ile heybetli ve etkileyici bir görünüme sahiptir. Manavgat yönünden baraja geldiğinizde baraj gövdesi sizi tüm ihtişamıyla karşılar. Manavgat Baraj Gölü’nün her iki yakasında bulunan Oymapınar Barajı’na geldiğinizde barajın sağındaki yolu takip ederek baraj gölüne ulaşabilirsiniz. Yukarı çıktığınızda dağa oyulmuş bir tünel sizi karşılayacak. Burada yolun solunda baraj gövdesi üzerinden çıkmak yasaktır. Baraj gölüne tünelden geçilerek ulaşılır. Tünel çıkışında baraj gölü ve gövdesini izleyebileceğiniz bir seyir terası bulunmaktadır.

Yemyeşil doğası ve turkuaza yakın gölü ile çok güzel bir manzara sizi burada karşılayacak. Buradan baktığınızda kaya adacıklarının arkasında göreceğiniz kısım teknelerin ziyaret ettiği “Yeşil Kanyon” dur. Bu kısım Manavgat Çayı’nın Altınbeşik Mağarası önünden gelen kısmıdır. Oymapınar gezinizde tekne turları ile Yeşil Kanyon turu yapmak isterseniz tüneli geçtikten sonra yola devam edebilir ve göl kenarında bu hizmeti veren işletmelere ulaşabilirsiniz. Oymapınar Baraj Gölü’ne gelenlerin en merak ettiği konu, bu gezinti teknelerinin bu göle nasıl getirildiğidir.

Oymapınar Gölü
Oymapınar Gölü Antalya
call to action image

Havaalanı Transferleri

Antalya Havaalanı, Otel ve Gezi Transferleri

Transfer Hizmetleri
No Comments

Post A Comment